Ramazan geldi geçiyor bile… Günler bereketsizdi ya da kalbim bu Ramazanı kotaramadı… Çok güzel tadı damağımda bırakan bir şölendi Ramazan. Akşamları kahvemden ve çayımdan muhabbet döküldü… Kitaplarım için sponsor bulduk. Mebsut alcaktık, 450 lira 31 cilt. Okumam gerek ama zaten aylık kitap bütçem mutfak bütçemi aştı Napsak derken kayınpederim ben hallederim dedi, ki kendisi benim [...]
Nihayet geldi, hemde ilk günden tam anlamıyla geldi. Nazlanmadan geldi, yağmuruyla, rengiyle, yenilenen kalbiyle… Serinliği ve hafifleticiliğiyle. Bana anımsattığı güzellikler ile. Ölümün manifestosu gibi geldi bütün insanların üzerine… Şimdiden müjdeleyerek ilkini… Şimdi güzel şarkıları gizlediğimiz yerden çıkarma zamanı, bu da sonbahar hediyesi… Lake of Tears/ So Fell Autumn Rain Foto
Selamlar… Bi görünen bi kaybolan düğümü aslında yazmıştım, ama eşim konuyu ve bazı şeyleri veto etti Düğümü zeynebe göndermiştim, o yazmış bile… düğümün devamı merak edenler BURADAN bakabilirler. Bu arada düğüme garip bi şekilde dahil olsam da sonuna dek takip edeceğim. Bu düğüm sayesinde çok sevimli bloglar bulup bağlantı listeme ekledim bile…
Bu müzik ödül olarak kendime… Zaman değişir. Hızla hem de. Daha yeni dinliyordum sanki Kazım’ı… Eskidiler bile. Herşey büyük bir hızla eskiyor. Mesela ellerim. Artık ellerimden bile bahsetmek istemiyorum, ellerim bitti. Annem “beni anne olunca anlayacaksın” demişti(Bütün anneler aynısını söylüyormuş. Bende söyleyeceğim ) olmadan anladım. Zeki değilim oysa, bu kadar erken olduğu için huzursuzum. Anneannemi [...]
“Sana rağmen neden bu kadar hüzünlüyüm?”* Nihayet yazmaya yüreklendiren bir film çıkıp geldi yamacıma… Bugün Ofori 500. yazısına ulaştığını söylemiş bende ne zamandır Kore filmi izlemiyor ve yazmıyorum’un altını çizdim onu görünce. Ardından izleyecek bişeyler aradım. İsmine ve afişine tav olup izledim bu filmi. Filmde işinden vakit bulamayıp ailesi ile çok fazla ilgilenmeyen bir adam [...]
Selamun Aleyküm ahali, Mailler aldım. Çok komik bi mail aldım bi de… Biri “Ezginin Günlüğü Full İndir” yazıp beni bulmuş ve tabii aradığını bulamamış. Bana baya saydırmış. İşte madem yokmuş niye yazmışım filan. Dedim ki; bana bak bana Yolarım seni… Ben hiçte Ezginin Günlüğünü al bi de burdan yak/indir demedim, o google amcanın bana olan [...]
İbrahim Paşalı/ İstanbul Kriterlerini 2 safhalı olarak bitirdim. Araya zaman girdikçe sevdirdi kendini… Yazar, İstanbul’u şehirlerin içinde nereye koymamız ve neden koymamız gerektiğinden çok iyi şekilde bahsedebilmiş. Kitap, Kopenhag Kriterleri’nin, İslam kökeni yanında nasıl da halt ettiğini ifade için yazılmış. Ki Başbakan RT Erdoğan, yolumuz kesilirse “İstanbul kriterleri” ile devam ederiz demişti. (Canım o kadar [...]
Güzel bir günün ve haftanın ardından bakıyorum. Bu iyi bir şey… Bugün sabah kahvaltısı, dost masası, dertler, filistin, kitaplar, filmler yerle bir edildi. Evim hazır temiz hazır düzenliyken, dost çağırmalık bi gündü. Merve hariç ekip tamamdı… Önce yemek! (: Çok güzeldi teşekkür ettim kızlar size(: Fotoları Zehra çekti. İstanbul Kriterlerini filan konuştuk uzunca. Söz verip [...]
Ece Temelkuran’ı “Kafa Dengi” tekrarında görüp okumak istedim. Kendimi buldum, sonra kitabını alıp okuyunca aynı örgütten (: olduğumu anladım. Bütün Kadınların Kafası Karışıktır, çok severek okuduğum, başlarda biraz karışık gibi görünen ama yerli yerince yerleşmiş bir örgü ile devam eden bir kitap. Kitapta hanımların hayatlarının bazı kesitleri çok net gelecektir gözlerinin önüne. Mesela herkes 8-9 [...]
Çok rahat bi insanım, ev de halı yok, çalınmadı yıkamaya gittiler sadece. Ama kitaplar, dergiler, dvdler tv dolabının orada önünde kahve fincanları filan. Dert etmedik üstüne bi de “Elveda Lenin” izledik. Çok keyifli biraz da garip bi hafta sonuydu… Ev düzene girince şu sıralar favori şarkımla bi konu açıp temiz ev fotosu çekcem (: hem [...]
Uzun Bir Yol
“içimden dedim, beraber yürüyelim olur mu”*
Uzun yolları göresim var seninle. Hiç kapanmayan bir frekans tutturup, kilometreleri eskitmeden uzayıp giden yollara atasım var kendimi. İlla seninle olan hayallerimi emniyet kemerinin tokasına takıp, gülümsetiyorum kuralları düşümle birlikte.
Sırtımı güvene değil sana yaslamış olarak devam edesim var yola… Yolda ele avuca sığmaz yanımı senin için azıtacağım söz! Gidelim…
Susalım bir süre yolda, ben sana yola bakar gibi bakayım. Yeni bir şehri görüyormuş gibi, büyülenmiş gibi değsin sana bakışlarım, her akşam eve gelişinde sana baktığım gibi… Bir çiçeğin kokusunu içime çekmiş gibi olsun yüz hatlarım. Denize bakar gibi hüzünden bir tutam saçılsın dimağıma… Sola her dönüşüm, kalbimle aynı hizada olan ve dahilinde kalbimde olan sana değişimle şenlensin. Her sağa dönüşüm sana hasreti temsil etsin, şükür kaynağı bileyim dönüşümü…
Ve her yokuşun sonunda bir tatlı çeşmeden su içer gibi ellerine dokunmak… Her gece seninle sonunu bildiğim bir masalı yeniden yazmak gibi aşk. Biz seninle aynı duaya âmin demiştik “aşk’a”. Aşk ile gözyaşı buyuruyorum hayata…
Uzun bir yola gidesim var seninle. Ellerini ellerime bağlayacak bir soğuğun peşi sıra koşturup gitmek için. Uzun bir yol diliyorum, hayat kısa diyorlar sevdiğim, benimkisi vallahi korkudan…
* İbrahim Tenekeci
Asude Zeynep Toprak
4 comments

Çok güzeldi Asude! İnsan sevince böyle bitmesinden korkarak mı yaşıyor?
Böyle bitmesinden değilde, ” Böyle geçip gitme zaman!” diyosun
Yorumun için teşekkür ederim…
“evet, keşke geçip gitmese zaman. sen yokken bitmek bilmeyen, yanındayken tükeniveren saatler tersine dönse. bir ömür yetmez, yetmiyor seninle, rabbim bizi iki cihanda ayırmasın. kalbini kalbimden, elini elimden uzak tutmasın senin…”
sana da olmuş muydu, eşimin biz tanışmadan önceki hayatında olamadığım için çok üzülüyorum bazen. hani her anını bilmek, her yaşına aşina olabilmek isterdim. çocukluğundan beri onu tanıyanlara imreniyorum bazen…
Olmaz mı hele ki çocukluk ile ilgili bi anısını duyunca, fotoğrafını görünce. Bu hissi anlatmak o kadar güç ki, neyseki aynı şeyleri hissettiğimiz için anlıyor olmalısın.
Allah ellerinizi ayırmasın…